Yaşayan veya vefat etmiş bir insanın, başkası tarafından yazılan hayat hikâyesi demek olan biyografi, hayat ve yazmak anlamlarındaki iki Antik Yunanca kelimenin birleşmesinden türemişse de bu kelime 17. asırdan önce kullanılmamıştır. Türkçede aynı anlamı karşılamak üzere “hâl tercümesi (terceme-i hâl),” “biyografya,” “yaşam öyküsü” ve “hayat hikâyesi” kullanılmıştır. Portre, profil, özgeçmiş, terceme, vefeyât, kısa biyografi, monografi ve otobiyografi, biyografiyle ilişkili terimlerdir. Şahısların kendileri tarafından yazılan otobiyografiler, doğaları gereği tamamlanmamış hayat hikâyeleridir.

Ahd-i Atik, Ahd-i Cedid ve Kur’ân-ı Kerîm’de; Sümerler’den kalan malzemede (MÖ 3000) biyografik malûmat bulunmaktadır. Türkçede ise 8. asırda dikilen Göktürk Kitabeleri, biyografik malzeme ihtiva eder. Biyografinin öncülü sayılabilecek “kısa biyografi”nin bilinen ilk örnekleri, MÖ 5. asırda Sakızlı İon’un, çağdaşı Perikles ve Sofokles’in kısa biyografilerini ihtiva eden eserindedir. Kısa biyografiye MÖ 2. asırda Çin’de de rastlanır. Plutarkhos’un asil Grekler ile Romalılar’ı anlatan Paralel Hayatlar’ı (MS 1. asır), ilk profesyonel biyografi kitabıdır. Orta Çağ, biyografi için verimsiz bir dönemdir. Hristiyanlık sonrası Batı’da hemen neredeyse azizleri anlatan haciyografi ile sınırlı kalan türün tekrar uyanışı 15. asırda Rönesans ile olur. Daha sonra Thomas More (ö. 1535), William Roper (ö. 1578) ve George Cavendish (ö. 1562), bugün türün merkezi addedilen İngiltere’de modern biyografi devrini başlatırlar. Biyografi yazımı, I. Dünya Savaşı’nın ardından hız kazanır.

İslâm geleneğinde bu türe benzeyen metinler, ilmü’r-ricâl kapsamındadır. Müstakil biyografiler ilk olarak Emeviler devrinde görülür. Hz. Peygamber’in hayatını anlatan siyer ile yine gazvelerini anlatan megâzî kitapları bu tür kapsamında değerlendirilir. Anadolu’yu şekillendiren Vesîletü’n-Necât, Saltuknâme, Battâlnâme, Danişmendnâme, Siyer-i Darîr gibi eserler de biyografidir. Türkçede Tanzimat sonrasında Batı tarzı biyografik metinlere tesadüf edilebiliyorsa da 20. asrın başlarına kadar monografiye rastlanmaz.

James Boswell’in Life of Samuel Johnson LL.D. (1791) adlı eseri, türün en önemli eserlerinden sayılır. Türkçede Batılı tarzda kayda değer ilk monografi Ahmet Rasim’in Matbuat Tarihine Medhal: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (1927) adlı eseri addedilse de 20. asırda tabakât yazımını başarıyla sürdüren İbnülemin Mahmud Kemal’in daha önce yazdığı fakat yayınlamadığı monografileri mevcuttur. Dönemin dikkate değer monografilerinden birini Şevket Süreyya Aydemir vermiştir (Tek Adam, 1963-65). Son devirde biyografi çalışmalarıyla öne çıkan isimler Ali Birinci, Beşir Ayvazoğlu ve Ahmet Güner Sayar’dır.

Tarih ile doğrudan ilişkili olan ve çoğunlukla kronolojik şekilde yazılan biyografi, zaman zaman tarihin bir dalı olarak değerlendirilir; fakat tarih daha çok belirli bir zamana ve gruba odaklanır, biyografi ise şahıs tarihidir. Biyografi yazımında, biyografik malûmat ihtiva eden tarih metinlerinden faydalanılır. Mektuplar, günlükler, hatıralar, itiraflar, destanlar da biyografinin kaynaklarındandır. Tiyatro, şiir, roman, hikâye, deneme türlerinde de yazılabilen biyografi, zaman zaman edebî metinlere kaynaklık eder.

Hakikate dayanma mecburiyetiyle tarihe, eldeki malumatı seçme ve tasarlama yönüyle edebiyata yaklaşan biyografi yazarı, gerçeklikten beslenme ve malzemeyi hayal gücü ile yoğurma arasında kurduğu denge nispetinde başarılı olur.

Önceleri ilk elden bilgiyle yazılan ve bugün çoğunlukla kurgu dışı edebî metin addedilen biyografi, günümüzde doğruluğu yazarca teyit edilen yazılı/görsel belge ve veriler ile yazılı/sözlü hatırattan derlenir. Yazarın, elde ettiği bilgilerin tamamını metne dâhil edip edemeyeceği hususunda bir konsensüs oluşmamıştır. E. Britannica’ya göre araştırmaya dayalı biyografilerin, enformatif, eleştirel, standart, yorumlayıcı ve kurgulanmış biyografi ile biyografik roman olmak üzere altı şekli vardır.

Araştırmaya dayanan biyografilerin önemli bir kısmını, “genel biyografi” olarak da isimlendirilen ansiklopedik biyografi eserleri oluşturur. Batı’da Dictionary of National Biography, Who’s Who? gibi adlarla bilinen bu türden genel biyografilerin benzerleri, İslâm telif geleneğinde 8. asırda ortaya çıkan “tabakât” kitaplarıdır. Önceleri hadis rivayet edenlerin hayatlarını bilme ihtiyacıyla kitaplarda yer bulan ravi biyografileri için daha sonra müstakil eserler telif edilmiş ve böylece tabakât türü ortaya çıkmıştır. Belirli bir alanda tanınan şahısların hayat hikâlerini bir arada sunan bu kitapların bilinen ilk örneği, Muâfâ b. İmrân’ın (ö. 185/801) Kitâbu Tabakâti’l-Muhaddisîn adlı eseridir. Tabakât kapsamında, terâcim-i ahvâl, vefeyât, ensâb, şecere, tezkire, tuhfe, sicil vb. türler ortaya çıkmıştır. Müellifleri ele alan biyo-bibliyografik eserler de yazılmıştır. Kâtip Çelebi’nin Keşfü’z-Zunûn’u ile Bursalı Mehmed Tahir’in Osmanlı Müellifleri adlı eseri bu türdendir. Bugün de farklı sahalarda benzer çalışmalar yapılmaktadır.

Güler Doğan Averbek

Kaynakça

“Biyografya.” Türk Ansiklopedisi, c. VIII. 2. bs. İstanbul: Millî Eğitim Bakanlığı, 1969, 22-37.

Caine, Barbara. Biyografi ve Tarih. Çev. Müge Sözen. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2019.

Çetin, Mahmut. Biyografi Kitabı. İstanbul: Biyografi.net, 2012.

Kendall, Paul Murray. “Biography.” Encyclopaedia Britannica. Erişim Tarihi 8 Temmuz, 2021. https://www.britannica.com/art/biography-narrative-genre

Levend, Agâh Sırrı. Türk Edebiyatı Tarihi. I. c.: Giriş. 2. bs. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1984.

En az 3 karakter girmelisiniz.
2022 ©
Sosyal Bilimler Ansiklopedisi